**USTA DEFİNECİLERİN SON BULUŞMA NOKTASI**
TEBRİKLER!!! SİTEMİZE GELEN 100. KİŞİSİNİZ.ÜYE OLARAK MODERATÖR OLMA ŞANSINI YAKALAYNIZ.
SİTEMİZDEN YARALANMAK İÇİN ÜYE OLUNUZ!!!SİTEMİZE ÜYE OLDUĞUNUZDA EMİNİMKİ HİÇ PİŞMAN OLMAYACAKSINIZ..SİTEMİZİN TAM OLARAK İÇERİĞİNİ GÖREBİLMEK İÇİN ÜYE OLUNUZ.


DEFİNE NEDİR-NEREDE ARANIR-DEFİNE HARİTALAR
 
AnasayfaKapıTakvimSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ANTİK KENTLER

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
hattap
**YÖNETİCİ**
**YÖNETİCİ**
avatar

Mesaj Sayısı : 134
REP GÜCÜ : 371
Kayıt tarihi : 16/05/09
Nerden : anadoludan
İş/Hobiler : jeolok

BAŞARI PUANI
BAŞARI PUANI BAŞARI PUANI:
50/50  (50/50)
SEVİYE SEVİYE:
50/50  (50/50)
GÜÇLÜLÜK GÜÇLÜLÜK:
50/50  (50/50)

MesajKonu: ANTİK KENTLER   Salı Mayıs 19, 2009 8:49 pm

ANTİK KENTLER


ZEUGMA ANTİK KENTİ : Gaziantep ili,Nizip ilçesinin 10 km. doğusunda,Fırat nehri kıyısında bulunan Belkıs köyü yakınlarında yaklaşık 20,000 dönümlük bir arazi üzerinde yer almaktadır.Büyük İskender’in ölümü ile generalleri arasında başlayan yönetim kargaşası,yeni kentlerin doğmasına,yeni yönetimlerin parlamasına neden olmuştur.Generallerden Seleukos I.Nikator,günümüzde Birecik Baraj Gölü olan Fırat nehri kıyısında kurduğu kente,kendi adı ile Fırat’ın adını birleştirerek ”Seleukeia Euphrates” adını vermiştir.

Kentin kuruluş ve imar çalışmalarından sonra eşi Apama adına “Apameia “kentinin kurulmasını sağlamıştır.Her iki kentin bağlantısını sağlamak amacıyla daha sonra büyük önem taşıyacak olan ve günümüze ulaşamayan köprüyü yaptırmıştır.Zamanla gelişerek önem kazanan kent,Seleukos’un kızı Laodikeia’nın Kommangene Kralı Mithridates I.Kallinikos ile evlenmesi sonucu Kommagene Krallığı’na çeyiz olarak verilmiştir.40 yıl süre ile Kommagene Krallığı’nın dört büyük kentlerinden bir tanesidir.Adıyaman ili sınırları içinde bulunan “Nemrut Dağı Milli Parkı’nda” bulunan I.Antiokhos’un tümülüsü ve kolosal heykeller kentin gelirleri ile inşa edilmiştir.M.Ö.64’te Roma topraklarına katılan kente,Romalılar geçit köprü anlamına gelen “Zeugma” adını vermişlerdir.

Zeugma,Roma’nın doğu sınırında bulunan en son kalelerden biri olması nedeni ile stratejik açıdan büyük önem taşımaktadır.Bundan dolayı, ilk olarak Anadolulu askerlerden oluşan Sikitia (İskit) Lejyonu,daha sonra 6,000 askerden oluşan IV.Lejyon,Zeugma’da konuşlandırılmıştır.Roma dünyasının seçkin grubundan olan üst düzey komutanlar,subaylar ve danışmanları ile aileleri buraya yerleşerek kente ticari anlamda büyük hareket getirmişlerdir.

Önemli bir geçiş noktasında bulunan kentte para trafiğinin hareketlenmesi zengin tüccarları da buraya yönlendirmiştir.Zeugma’nın önde gelenlerinin ve zenginlerinin yaşamaları için Fırat manzaralı teraslarda villalar inşa edilmiştir.Zeugma kenti,sanatta en iyi düzeye gelmiş ve pek çok usta sanatçıya ev sahipliği yapmıştır.Sanatçılar,villaların iç dizaynını hayal dünyasını zorlayan eserlerden oluşturmuşlardır.Tabanlarda,Fırat’tan çıkarılan rengârenk taşları kübik biçiminde 8-10 mm. boyutunda keserek (tessera) yapılan,mitolojik kahramanların öyküleri’nin betimlendiği mozaikler yer almaktadır.Eğer sanatçılar açık mavi,açık ve koyu yeşil,turuncu gibi renkte taşları doğada bulamazlarsa,bu renkleri cam tesseralarla elde etmişlerdir.Bunlardan Samsatlı Zosimos Usta’nın Zeugma’ya gelerek yaptığı “Venüs’ün doğuşu” ve “Ziyafet sofrası” adlı iki mozaiği hayranlık uyandırıcıdır.Ele geçen mozaiklerin büyük bir bölümü Roma İmparatorluğu’nun en zengin olduğu,sanatın doruğa ulaştığı 2. ve 3.
yüzyıla aittir.

Duvarlarda ise,sanatçıların ustalıkları’nın hayranlık uyandırdığı renklerin ve şekillerin bütünleştiği freskler bulunmaktadır.Duvar resimlerinde konu olan tanrıça,insan,hayvan ve geometrik motifler kullanılmış olup,renklerin canlılığı ile uyumu ilgi çekicidir.

Zeugma’da,Fırat kıyısından 300 metre yükselen akropol tepesinde kentin koruyucusu Tyche Tapınağı vardı.Bu tapınak,Zeugma’nın kendi darp ettiği sikkeler üzerinde görüntülenmiştir.
Kentin kuzeyinde toprak altında agora,odeon ve hamam gibi resmi binalar,batısında tiyatro,
askeri kamp,kuzeybatısında atölyeler,doğusunda ise villaların olduğu teraslar mevcuttur.
Nekropol alanı,kentin güney ve batısından iki ucu Fırat nehri’yle sonlanan yarım ay biçiminde sarmıştır.

Zeugma’nın günümüzde bile kusursuz diyebileceğimiz bir su şebekesi ve altyapı sistemi bulunmaktadır.Görkemli kentin güzel günleri,Sasani Kralı I.Şapur’un Zeugma’yı yağmalayarak ele geçirmesi ile son bulmuştur.Arkasından yaşanan bir deprem kentin geride kalan güzelliklerini de yok etmiştir.5. ve 6. yüzyıllarda kent Bizans egemenliğine girmiştir.
7.yüzyılda yaşanan Arap akınları sonucunda halk topraklarını terk etmiştir.Uzun süre tarih kitaplarında yer almayan kent, M.S. 9. ve 12. yüzyıllarda İslami yerleşim alanı olarak görünmektedir. Zeugma’dan geçen tarihi İpek Yolu’nun önemini yitirmesiyle kentte önemini yitirmeye başlamış ve17.yüzyılda Zeugma’nın bulunduğu yerin yanına Belkıs Köyü kurulmuştur.
Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında hayata geçirilmesi planlanan Birecik Barajı nedeniyle,arkeolojik açıdan oldukça zengin yapıya sahip olan Zeugma’daki değerlerin baraj faaliyete geçmeden önce kısa sürede kurtarılması için “kurtarma kazıları” yapılmıştır.Çıkan eserler Gaziantep Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmek üzere hazırlanmakta olup,bir kısmının ise,müzede sergilenmesine başlanmıştır.


RUMKALE: Rumkale (Hromgla), Gaziantep’in Yavuzeli ilçesi sınırlarında, Kasaba köyünde bulunmaktadır.Fırat Nehri ile Merziman Çayı’nın birleştiği, Fırat’ın batı sahilinde yüksek kayalarla örtülü bir tepe üzerinde yer almaktadır.Stratejik açıdan önem taşıyan Rumkale’nin Asur Kralı III.Salmanassar tarafından M.Ö.885 yılında ele geçirilen “Şitamrat” olduğu düşünülmektedir.Bölge, M.Ö.9.yüzyıl ortalarından itibaren Assur,Med,Pers, Roma ve Arap uygarlıklarının yönetiminde kalmıştır.Günümüzde ayakta kalan mimari kalıntılar, Geç Roma ve Ortaçağ karakteri taşımaktadır.Tarihi yapılar arasında en dikkati çekici olanı, geniş ve silindirik bir havalandırma kuyusu ile kuyunun kenarından helezonik bir yol ile Fırat seviyesinin altına kadar inen sistemdir.Hz.İsa’nın havarilerinden Johannes’in (Yohanna) Hıristiyanlığı yaymak amacıyla Roma döneminde Rumkale ve çevresinde yaşadığı belirtilmektedir.Johannes’in Rumkale’de inzivaya çekilerek İncil müsvettelerini kopyaladığı, koruduğu, daha sonra bunları Beyrut’a kaçırıldığı söylenmektedir.Hıristiyanlarca Johannes’in mezarının da Rumkale’de bulunduğu inanılmakta ve kutsal sayılan yer ziyaret edilmektedir. Merkezi Şanlıurfa’da olan Urfa Haçlı Kontluğu’nun başlıca kalelerinden birisi de Rumkale’dir.Haçlıların yenilgisiyle 1292 yılında kale ve çevresi Müslümanların yönetimine geçmiştir.Tür-İslam dönemine ait pek çok değerli eser günümüze ulaşmıştır.

KARKAMIŞ HARABELERİ: Gaziantep ili Karakamış ilçesinde, Suriye sınırında bulunan Karkamış antik kenti, Yakındoğu arkeolojisinin en önemli yerleşimlerinden biridir.Tarihi kent M.Ö.2bin yılda Anadolu’dan Mezopotamya’ya ve Mısır’a ulaşan yolların önemli kavşak noktasındadır. “İç Kent”, “Dış Kent” ve “Kale” olmak üzere üç bölümden oluşan Karkamış’ta yönetsel ve işlevli yapılar, kentin çekirdeğini oluşturmaktadır.

İç ve dış şehir surları, tapınaklar ve hilani tipi ev kalıntıları görülmektedir.Bu yapılarda Hitit ve Assur üslubu kabartmalarda rahipler, savaşçılar betimlenmiştir.Erken ve Geç Hitit dönemlerinden kalma iki ana yerleşimin saptandığı Karkamış’ta, daha çok Geç Hitit dönemine tarihlenen ve simgeleşen kabartmalar, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmektedir.

PAGOS (Kadifekale): İzmir ilinde bulunan antik adı Pagos, günümüzdeki adı Kadifekale M.Ö.334’te İskender’in Bayraklı’yı almasıyla kent burada gelişmeye başlamıştır. Antikçağ yazarı Pausanias’in anlattığına göre, Kadifekale’de avlanamaya çıkan İskender uykuya dalar, gördüğü düşün yorumuna göre, İzmir’in buraya taşınması ve eski kent halkının da burada yerleştirilmesini buyurur.Yani, İskender’in buyruğu ile kent, Bayraklı’dan Kadifekale eteklerine taşınır.Hatta İskender’in kumandanlarından olan Lysimakhos’un bu işle görevlendirildiği ve kendi adıyla tanınan surları yaptırdığı bilinmektedir.



AGORA: Kadifekale’deki Roma dönemine ait devlet agorasının büyük bir bölümü ortaya çıkarılmıştır.Kazılar sırasında, bir tanrılar grubunu oluşturan yüksek kabartmalar bulunmuştur.Bu kabartmalarda Demeter’in Poseidon’un yanında ayakta durduğu görülmektedir.Bu iki yüksek kabartma, Roma heykeltıraşlığının Anadolu’da gün ışığına çıkarılan en iyi korunmuş ve en güzel örneklerini oluşturmaktadır.Demeter toprak ve bereket tanrıçası, Poseidon ise denizler hakimidir.Bu iki tanrının agoranın merkezinde öbür tanrılar arasında yan yana görülmeleri, İzmirlilerin o günlerde bu iki tanrıyı yan yana göstermesi, kentlerinin kara ve deniz ticaretine egemen olduğunu belirtmek içindir.Bu eserler İzmir Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
ANTİK KENTLER
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
**USTA DEFİNECİLERİN SON BULUŞMA NOKTASI** :: ANTİK ŞEHİRLER-
Buraya geçin: