**USTA DEFİNECİLERİN SON BULUŞMA NOKTASI**
TEBRİKLER!!! SİTEMİZE GELEN 100. KİŞİSİNİZ.ÜYE OLARAK MODERATÖR OLMA ŞANSINI YAKALAYNIZ.
SİTEMİZDEN YARALANMAK İÇİN ÜYE OLUNUZ!!!SİTEMİZE ÜYE OLDUĞUNUZDA EMİNİMKİ HİÇ PİŞMAN OLMAYACAKSINIZ..SİTEMİZİN TAM OLARAK İÇERİĞİNİ GÖREBİLMEK İÇİN ÜYE OLUNUZ.


DEFİNE NEDİR-NEREDE ARANIR-DEFİNE HARİTALAR
 
AnasayfaKapıTakvimSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 antikkentler 3

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
hattap
**YÖNETİCİ**
**YÖNETİCİ**
avatar

Mesaj Sayısı : 134
REP GÜCÜ : 371
Kayıt tarihi : 16/05/09
Nerden : anadoludan
İş/Hobiler : jeolok

BAŞARI PUANI
BAŞARI PUANI BAŞARI PUANI:
50/50  (50/50)
SEVİYE SEVİYE:
50/50  (50/50)
GÜÇLÜLÜK GÜÇLÜLÜK:
50/50  (50/50)

MesajKonu: antikkentler 3   Salı Mayıs 19, 2009 8:51 pm

ANTİOKHEİA (PİSİDİA ANTİOKHEİA’SI (Yalvaç) : Isparta ili,Yalvaç ilçesi’nin yaklaşık 1 km. kuzeyinde ve Sultan Dağları’nın güney yamaçları boyunca uzanan verimli bir arazide kurulmuş Pisidia bölgesi’nin başkentidir.Antiokheia da Apollonia gibi bir Seleukos kolonisidir.Seleukos soyundan Antiokhos tarafından kurulmuştur.Kente kurucunun adını yaşatmak için “Antiokheia” adı verilmiştir.M.Ö.25 yılında Pisidia bölgesinde ilk ve en büyük askeri koloninin İmparator Augustus tarafından kurulmasından sonra kent,imparator tarafından bir Roma askeri kolonisi olarak yeniden kurulmuştur.

Augustus,Antiokheia’ya Roma’dan 3000 kişi getirip yerleştirerek kente “Yedi Mahalle” adını vermiş,ayrıca yaptığı işlerle ilgili “Res Gestae” adı verilen Latince metine ait parçalar bu kentte bulunmuştur.Bu nedenle antik Roma kenti ile Antiokheia kardeş kent olarak tarihte önemli bir yere sahip olmuştur.Bizans döneminde özellikle M.S. 1. yüzyıl başlarında St.Paul ve St.Barnabas’ın yeni dini yaymak için(Hıritiyanlık) Anadolu’ya yapmış oldukları üç önemli misyonerlik seferi’nin ilkinde Antiokheia’yı merkez seçmeleri oldukça dikkat çekici olup,bu dönemde de kent önemini korumuştur.

Kente giriş batı kapısından yapılır.Cardo Maximus adı verilen cadde,dar ve düz sokaklara açılır.Kent iki ana meydandan (Augustus ve Tiberius) oluşmaktadır.Bu meydanlar kentin doğusunda ve odak merkezlerinde bulunmaktadır.Antiokheia’yı oluşturan tarihi yapılardan surların tümü 3000 metre dolaylarındadır.Helenistik dönemde inşa edilen görkemli surlar,
Roma ve Bizans dönemlerinde genişletilerek onarılmıştır.Kentin girişi’nin güvenliğini sağlayan “batı kapısı” zırh ve silah kabartmaları ile bezelidir.Bu kabartmalar antik kentin gücünü simgelemektedir.Kentin en yüksek kutsal alanı İmparator Augustus’un adına yapılan
Görkemli “Augustus Tapınağı”,mimari tarzının inceliği ile tüm kutsal güçleri canlandırmaktadır.Propylon(Anıtsal Giriş),Augustus Alanı ile Tiberius Alanı’nın kesiştiği yerde konumlandırılmıştır.

Tiberius Alanı,sütunlu caddenin doğu bitiminde yer almaktadır.Galeride dükkânların yer aldığı bölümlerden bol miktarda cam,pişmiş toprak ve bronz malzeme ele geçirilmiştir.
Kentin en önemli bölümlerinden olan Sütunlu Cadde, Tiberius Alanı’na kadar uzanmaktadır.Antik tiyatro, kent merkezine yakın bir tepenin yamacına inşa edilmiştir.Tiyatro üç ana bölümden oluşmaktaydı.Tiyatro, diğer antik tiyatroların sahip olmadığı 56 m. uzunluğunda, 8 m. genişliğinde bir tünele sahiptir.Yaklaşık 5.000 kişilik olan tiyatro, kabartma desenlerle bezenmiştir.Kentin kuzeybatı köşesinde yer alan Roma hamamı, diğer hamam mimarilerine uygun tarzda inşa edilmiştir.Hamamda soğuk, sıcak ve ılık kısımları, soyunma ve servis bölümleri,su testileri ve depolar vardır.Sultan Dağları’nın eteklerinde ve akropolün batısındaki stadium , Helenistik dönemde inşa edilmiştir.Antiokheia’nın ilk ve en büyük kilisesi olan St.Paul Kilisesi, Roma hamamının 200 m. güneyinde yer almaktadır.Yapı bazilikal planlıdır.Kilisede yapılan araştırmalar, daha önce inşa edilmiş küçük boyutlardaki bir kilisenin varlığını ortaya çıkarmıştır.Kilisenin taban mozaikleri ile sütunlu bir duvarın görünümü oldukça etkileyicidir.Bu küçük kilisenin altında da kiliseden daha küçük boyutta bir sinagog tespit edilmiştir.Kilisenin içinde çok sayıda mezar ve iskelet kalıntılarına rastlanmıştır.Kilisenin tabanı özel dizaynlı mozaiklerle bezelidir.Kilisede yer alan kitabelerde Optimus Ortodoks liderlerinin adı geçmektedir.Antik kentin simgesi olan sukemerleri, Roma devrinde inşa edilmiştir.Kentin kuzey yönü boyunca uzanan sukemerleri 10 km. uzunluktaki su yolu ile sağlanmıştır.Antik kentte şifalı suları taşıyan bu kemerler oldukça sağlam durumdadır.

TİTUS (VESPASİANUS) TÜNELİ: Samandağ’ın 5 km. kuzeyinde denize egemen yamaçlarda Seleukos Nikator tarafından kurulan tünel, kurucusunun adı ile anılmaktadır.Şehrin, dağın hemen bitiminde dağdan gelen dererlin ağzında bir iç limanı vardı.Sellerin bu limanı doldurması tehlikesi ortaya çıkınca İmparator Vespasianus zamanında dağ delinerek bir tünel açılması kararlaştırılmıştır.Tünel, Titus zamanında tamamlanmış ve derenin önü bir duvarla kapatılarak sel suları, yüksekliği 7 m. ve genişliği 6 m. olan bu tünel vasıtası ile uzaklara akıtılmış ve böylece limanının su altında kalması engellenmiştir.130 metresi tünel, kalanı ise açık kanal halinde olan tünelin uzunluğu girişten Çevlik’e kadar 1380 metredir.Tünelin deniz tarafındaki girişine göre sağ tarafta 100 m. kadar uzaklıktan kaya mezarları bulunmaktadır.Burada kayalara oyulmuş mağaraların içinde bulunan çok sayıda mezarın en çok ilgi çekeni çukurun tabanındaki geniş mağaradır.İçinde çok sayıda mezar bulunan ve diğerlerinden farklı yapılmış olan bu mağara yüksek ve gösterişli olması nedeniyle halk arasında “Beşikli Mağara” olarak anılmaktadır.Antik şehrin yerleşim yerinin yukarı kısımlarında tapınak kalıntılarına da rastlanmaktadır.Bunlardan başka, Mağaracık köyü dolaylarında da çok sayıda mağara vardır.

HARBİYE (DAPHNE): Antakya’ya 7 km. uzaklıkta, her yanı yeşillikle çevrili güzel bir piknik yeri olan Harbiye’de antik Çağın ünlü Daphne kenti bulunmaktadır.Seleukos ve Roma dönemlerinde çağlayanlarıyla tanınan ve dünyaca ünlü bir dinlence yeri olan Daphne’nin çok sayıda köşk, tapınak ve eğlence yeri ile meşhur olduğu söylenmektedir.Buradaki villaların döşemelerinde görülen Roma dönemine ait mozaiklerin önemli bir bölümü Hatay Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.

ÇEVLİK (SELEUKİA PİERİA) ANTİK KENTİ: Antakya’nın 35 km. batısında Musa Dağı’nın güneyinde kurulmuştur.Tarihi Seleukoslarla başlar.Büyük İskender’in ölümünden sonra generalleri arasında paylaşılan ve burayı içine alan topraklar Seleukoslara kalır.Seleukia Pieria kenti aşağı ve yukarı olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır.Yukarı kent, deniz seviyesinden 300 m. yüksekliktedir.Burada büyük bir saray kalıntısı, mabetler ve resmi binalar bulunmaktadır.Aşağı kent, liman çevresinde kurulmuştur.El-mina adlı iki kapısı olup etrafı surlarla çevrilidir.

SELEUKİA ADKALYKADNUM / GÖKSU SELEUKİA’SI (SİLİFKE): Bugünkü Silifke ilçesinin büyük ölçüde üzerinde kurulduğu, Göksu’nun batı yakasındaki Selekuia, Selekuos Mikator tarafından büyük bir olasılıkla M.Ö.296-280 yılları arasında kurulmuştur.Roma egemenliği sırasında Dağlık Kilikia Bölgesi’nin çoğu kent gibi Roma’nın egemenliği altına girmiş ve müttefiki olmuştur.M.S.72 yılında kesin olarak Roma’ya bağlanan Selekuia, IV.yüzyılda Dağlık Kilikia veya Issaura’nın metropolisidir.Kentin, bugün kalıntısı görülen geç devirlere ait kalenin eteklerine ve Göksu’nun kıyısındaki alanı kapsadığı tahmin edilmektedir.Bölgede bulunan kalıntıların hemen hepsi Roma ve Bizans dönemlerine aittir.Tahrip olmuş durumdaki tiyatronun kitabesinden, Roma döneminde yapıldığı, daha sonrada onarım gördüğü anlaşılmaktadır.Ayrıca M.S.2.yüzyılda yapıldığı tahmin edilen Korint düzenli bir tapınak ve tapınağın doğusunda bulunan bir Stadion ilgi çeken kalıntılar arasında sayılabilir.

POMPEİPOLİS (SOLİ / VİRANŞEHİR): Mersin’in 14 km. batısında, deniz kenarında bulunan Soli antik kenti, M.Ö.7. yüzyılda Rodoslu Kolonistler tarafından kurulmuş ve kente güneş anlamına gelen Soli adı verilmiştir.Sonradan burayı korsanlardan temizleyen Pompeius, yürüttüğü büyük operasyonun zaferi anısına kenti yeniden imar edip adını Pompeipolis olarak değiştirmiştir.Bizans Döneminde Hıristiyanlığın resmi din olarak kabul edilmesinin ardından Soli Piskoposluk Merkezi yapılmış 527 yılında ise meydana gelen büyük sarsıntı ile tamamen harap olmuştur.Pompeipolis kentinde liman, sütunlu cadde, tiyatro, Roma hamamı , kent duvarları, nekropol, sukemeri gibi yapıların bulunduğu bilinmektedir.Günümüzde dağ kapısından deniz kapısına kadar uzanan Korint başlıklı 200 sütunlu yoldan, 41 adet sütun ayakta kalmıştır.Mersin Müzesi’nde kentte ilişkin eserler sergilenmektedir.

ANEMURİON (ESKİ ANAMUR): Anamur ilçe merkezinin 6 km. güneybatısında bulunan kentin ne zaman kurulduğu üzerine bilgiye ulaşılmadığı gibi, Roma İmparatorluk dönemi öncesine giden kalıntılara da bugüne kadar henüz rastlanmamıştır.Kentin adı sadece bir liman listesinde geçtiği için, M.Ö.4.yüzyılda da var olduğu bilinmektedir.Anemurion’un adının “Rüzgarlı Yer” anlamında kullanıldığı da antik kaynaklardaki ifadelerden anlaşılmaktadır. Kentin tarihi hakkında kesin olarak bilinen tek şey, Anemurion’un, Kommagena Kralı VI. Antiokhos’un bir süre elinde kaldığı ve daha sonra Roma yönetimini geçtiğidir. M.S.3.yüzyılda Arap istilası yüzünden terk edilen kent, M.S.12.yüzyılda kısmen de olsa iskan edilmiştir.Selçuklu ve Osmanlılar antik kent yerine Anamur ve Mamure Kalesi’nde yerleşmeyi tercih etmişlerdir.Anemurion kalıntıları yukarı şehir ve aşağı şehir olmak üzere iki kısımda toplanır.Yukarı kent veya iç kale burun üzerinde yer almaktadır.Üç yanı denizle çevrili bu bölüm kuzeyden kulelerle desteklenmiş ve zikzak bir surla güvenlik altına alınmıştır.Asıl kalıntılar aşağı kenttedir.Batıdaki dağda Aquadukt (sukemeri) ve hemen yakınından başlayan mezar binaları görülmektedir.Mezarlar kıyı ve dağın doğu yamacını kaplayarak kuzeye doğru yayılır.Mezarların yoğun olduğu kesimin güneyinde, yamaçta harap durumdaki tiyatro, tiyatronun doğusunda odeon veya bouleuterion (kent meclis binası) olabilecek bir yapı kalıntısı daha bulunmaktadır.Bunların dışında 3 hamam, Bizans dönemi kilisesi ve aynı döneme ait bir hamam kalıntısı vardır.En ilginç kalıntı, kireçtaşından, tek veya iki katlı, çoğu M.S.I-IV. Yüzyıllar arasında yapılan 350 dolayında mezardır.



HİERAPOLİS (Pamukkale) : Denizli ili,Pamukkale ilçesinin 24 km. kuzeyinde Büyük Çökelez Dağıyla kaplı bir düzlüğe,Bergama Kralı II.Eumenes tarafından kurulmuştur.Adını efsanevi kahraman Telehos’un karısı “Hiera” dan almıştır.Hierapolis kutsal kent anlamı taşımaktadır.Kent,Helenistik özellik göstermektedir.M.S.17’de büyük bir depremle yıkılınca,
Romalılarca yeniden inşa edilmiş ve Roma karakteri kazanmıştır.Roma döneminde gelişen kent,Hıristiyanlığın yayılış yıllarında İsa’nın havarilerinden Saint Philip burada çarmıha gerilince piskoposluk ve metropolitlik merkezi olmuştur.Kentteki önemli kalıntılar: Roma Hamamları,Apollon Tapınağı,Tiyatro,Anıtsal Çeşme(Nymphaion),Büyük Kilise,Domitian Zafer Kapısı,Hamam,Bazilika,Saint Philip’in Mezarı,Su Deposu,Kuzey ve Güney Bizans Kapıları,Kent Surları,Nekropol olarak sayılabilir.

Roma Hamamları: Hierapoliste,Roma döneminden kalma iki hamam vardır.M.S.II.yüzyıl ortalarında yapılmışlardır.Büyük kemerler ve duvarlar oldukça sağlamdır.Duvarlar büyük taş(blok),harç kullanılmadan kurulmuştur.Yapının doğu bölümünde palaestra(Eski Yunan ve Roma’da beden eğitimi yada güreş okulu) vardır.Onun güneyinde ve kuzeyinde iki oda,batıdaysa büyük bir avlu vardır.Frigidarium(soğukluk) ve Calidarium(sıcaklık) bölümleri’nin yanında çevrede ortaya çıkartılmış heykellerin saklandığı bir oda bulunmaktadır.Kapalı kısımların ve açık kısımların iç kısımlarında kemer biçiminde derin nişler vardır.Yıkılan kapalı bölümler eski haline getirilmek üzere onarılmıştır.Kapalı alan ve sonradan onarılarak eski haline getirilen tonozlar müze olarak kullanılmaktadır.

Tiyatro : Hierapolis Tiyatrosu M.S. II.yüzyıl Roma yapısıdır.Cavea(oturma yerleri),scene (yapının ön yüzü) ve sahne bölümlerinden meydana gelmiştir.Titatro 15-20 bin kişi alacak büyüklüktedir.Cavea sağlamdır.Sahneyi ve Scene’yi süsleyen üst kısımları yıkılmış,mermer bloklar üzerindeki kabartmalar müzede sergilenmektedir.Bunlarda Septimus Severus ve ailesi,Tanrılar ve Dionysos şenlikleri anlatılmaktadır.Scene’nin sağ ve solunda ayrıca ortada ve her iki yanında mermerden oymalı beş büyük kapısı vardır.

Apollon Tapınağı : Yapının temelleri Geç Helenistik,üst bölümler III.yüzyıl Roma dönemindendir.Kareye yakın dikdörtgen planlı sella ve Pronaos(ana mekanın üstündeki giriş) bölümlerinden oluşmaktadır.Mabet büyük bloklardan harç kullanılmamaksızın yapılmıştır.

Saint Philip Martirum(Oktogon) : Mezar şehrin kuzeydoğusunda,surların dışında M.S.V.yüzyılda İsa’nın havarilerinden St.Philip adına yapılmış 20x20 kare kaide üzerine oturtulmuş sekizgen planlı bir yapıdır.Ortadaki geniş mekan orijinalinde üzerinde kurşun bir kubbe ile örtülüdür.Erken Hıristiyan mimarisi’nin merkezi planlı anıtlarındandır.Orta mekan çevresinde kemerli geçitlerle bağlanmış fil ayakları vardır.Fil ayağı aralarında önlerde ikişer sütun ve birer nef vardır.Nefler küçük geçitlerle ana mekan etrafında yer alan,moloz taştan yapılmış altı odaya bağlanmıştır.Ana giriş ve çıkış yapının doğu ve kuzey koridorları üzerindedir.Üst yapılar tamamen fil ayakları ve duvarın ise büyük bir bölümü yıkılmıştır. Philip orta mekanda gömülüdür.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
antikkentler 3
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
**USTA DEFİNECİLERİN SON BULUŞMA NOKTASI** :: ANTİK ŞEHİRLER-
Buraya geçin: